Aşk ve Taht Fragman

Aşk ve Taht 2. Bölüm 2. Fragmanı

Aşk ve Taht, Selçuklu Devleti’nin kaderini değiştiren çetin taht kavgalarını ve yıllara meydan okuyan gizemli bir aşkı merkezine alarak soluk kesici bir başlangıç yaptı. Ekran yolculuğuna fırtına gibi başlayan dizinin ilk bölümünde yaşananlar, saraydaki dengelerin altüst olduğunu ve taraflar arasındaki savaşın fitilinin ateşlendiğini gözler önüne serdi.

Sekiz Yıllık Esaretin Sonu ve Şartlı Saltanat

Öz annesi Ümmühan Hatun ile baba bellediği atabeyi Ayaba’nın ihanetine uğrayan Alaeddin, tam sekiz yıl boyunca Kezirpert Kalesi‘nde esir tutuldu. Bu karanlık zindanda onu hayatta tutan yalnızca iki şey vardı: Babasının mirası olan Selçuklu tahtı ve yıllar önce ölümün kıyısındayken hayatını kurtaran, adını bilmediği yeşil gözlü, sırma saçlı kadın.

Sekiz yılın sonunda Sultan İzzeddin’in ölümüyle emirler meclisi taht için Alaeddin’i seçti. Zindana bizzat gelen Ayaba, tahta çıkmanın ağır bir şartı olduğunu bildirdi: Hanedanın en büyüğü Tuğrulşah, sultanlığı ancak kızı Melike Hüma Hatun ile evlenmesi kaydıyla onaylayacaktı. Başta bu şartı reddeden Alaeddin, devletin bölünme tehlikesini öğrenince boyun eğmeyerek yüzüğü aldı ancak Ayaba’ya sekiz yılın hesabının kapanmadığını açıkça hissettirdi.

Kalonoros Prensesi Destina Konya Yollarında

Alaeddin’in tahta çıkışı Kalonoros’ta da yankı buldu. Kalonoros Prensesi Destina, rüyasında gördüğü gizemli adamın Selçuklu Sultanı olduğunu anlayınca büyük bir şok yaşadı. Babası Kir Vard mevcut düzenin süreceğini düşünürken Destina, sekiz yıl zindanda kalan bu adamın nasıl bir hükümdara dönüştüğünü görmek için kimliğini gizleyerek yardımcısı Rita ile birlikte Konya’ya gitti.

Konya yolunda sadık adamları Deli Ayas, Yalboğan, Sökmen ve Mübariz ile buluşan Alaeddin ise ilk emir olarak yıllardır unutamadığı o yeşil gözlü kadının bulunmasını istedi.

Kardeşler Arasında Taht Savaşı: Celaleddin’in Öfkesi

Tahtın Alaeddin’e kalması, kardeşi Celaleddin’i öfkeye boğdu. Ablası Nurcihan’ın kışkırtmalarıyla ordusunu toplayıp Konya’ya yürüyen Celaleddin, görkemli cülus törenini bastı. Ancak Alaeddin taviz vermedi; Ayaba’ya yüzüğü öptürürken araya kılıcını koyarak mesajını verdi, ardından Celaleddin’e de karşısında artık bir kardeş değil, bir Selçuklu Sultanı olduğunu hatırlatarak saltanat yüzüğünü zorla öptürdü.

Öte yandan Alaeddin, ihanetini affetmediği öz annesi Ümmühan Hatun’u huzuruna dahi kabul etmeyerek saraydaki ilk sert çizgisini çekti.

Konya Sokaklarında Köşe Kapmaca

Destina, Konya’da Alaeddin’i gizlice takip ederken Deli Ayas’ın dikkatini çekti. Şehirde aranan yeşil gözlü kadının Konya’da olduğu haberi Alaeddin’e ulaştı. Ancak Destina, kendisini Kalonoroslu bir casus zannedip peşine düştüklerini düşünerek kaldığı yerden son anda balkondan kaçtı. İki aşık aynı sokaklarda birbirini ararken yine teğet geçti.

Haremde Güç Savaşları ve Kalonoros’a Meydan Okuma

Alaeddin’e çocukluktan beri aşık olan Melike Hatun, bu evliliği siyasi bir anlaşmadan öte görürken; Alaeddin kalbini o meçhul kadına kapatmıştı. Haremde güç kazanmak isteyen Ümmühan Hatun’un, Nurcihan’ın adamı Anna’yı sultanın has odasına göndermesi Melike’yi kıskançlık krizine soktu.

İlk divanında dış politikadaki sert duruşunu gösteren Sultan Alaeddin, Kalonoros elçisi Kevon’un getirdiği barış hediyesi serçeyi geri yolladı. Kir Vard’a açıkça meydan okuyarak bizzat Konya’ya gelip biat etmesini ve vergi ödemesini emretti; aksi halde savaşacağını bildirdi.

Bölümün finalinde ise Ayaba, Alaeddin’in sertliğini Celaleddin’e karşı bir koz olarak kullandı. Ağabeyinin kendisini yok edeceğine inanan Celaleddin, taht hırsıyla gözünü karartarak Alaeddin’in Konya’ya sağ dönmemesi gerektiğine karar verip ölüm fermanını hazırladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir